KENDINIZI SEVIN

Kendinizi eleştirmeyi bırakın ve kendinizin en büyük destekçisi olun.Dünyada önemli araştırmalara imza atan uzmanlardan aldığımızolumlu önerileri dikkate alarak başlayabilirsiniz.
Diyabetle yaşamak her günfazladan yeni kararlaralmak anlamına gelir. Ve bazen sonuçlar hiç de beklediğiniz
gibi olmaz. Suçluluk duygusu,utanç ve endişe insanın ikinci doğası gibi alışkanlık halini alabilir üstelik bu duyguların size bir yararı olmadığı gibi sağlığınıza olumlu etki de yapmazlar. Kendinizi eleştirmenizin yarardan çok zarara
neden olabileceği, sağlığınızı olumsuz etkileyeceği araştırma sonuçlarıyla ispatlanmıştır.Yeni Zelanda Auckland Üniversitesi Klinik Sağlık Psikoloğu Anna Friis kendini eleştirmenin diyabet kontrol yeteneğini önlediğini belirtiyor. Diabetic Medicin adlı dergide yayımlanan makalesinde kendini seven, kendinden hoşnut olan kişilerin diyabetle savaşıyor
olsalar bile çok daha sağlıklı olabildiklerini ileri sürüyor. Başka bir deyişle, beyin için de vücut için de
“Yine başaramadım” demektense “Elimden gelenin en iyisini yaptım”demek çok daha iyi.Bu size üzerinde çok fazla kafa
yorulması gerekmeyen bir sorun gibi gelebilir. Ama her gün kendinizi acımasızca yargılamak durumunda kaldığınız anları bir düşünün.

Artan endişe ve stres
Yeterince kendimi sınamıyorum. Fazla karamsarım. Fazla iyimserim. Yeterince egzersiz yapmıyorum. Doğru yemekleri yemiyorum. Friis, “Diyabet 7/24 dikkat ve özen gerektirir. Hastaların negatif duygulara kapılmak, kendilerini
acımasızca eleştirmek için önlerine çok fırsat çıkar.” diyor. Bir psikolog olarak çalışmasında bu özeleştirinin
kişiyi adeta felç ettiğini hatta hastalarından bazılarının şekerlerini kontrol altında tutmak adına yapmaları gerekenleri bile
aksattıklarını saptıyor. Kan şekeri testlerini yapmak ya da doktor randevularına gitmek gibi basit işlemlerden bile kaçınmakla sonuçlanan bu negatif özeleştirilerin artması ise giderek gelişen bir endişe ve stresle sonuçlanıyor. Burada bahsedilen depresyon hali değil; çünkü depresyon tüm yaşamınızı etkileyen genel bir moral bozukluğu olarak
tanımlanabilecek klinik bir tanı durumu. Burada bahsedilen bir endişe ve sıkıntı hali. Diyabetten kaynaklanan bir endişe. Ve inanın böyle hissediyorsanız güçlü, kendinden emin olmak hiç zor değil. Birçoğumuz başka birinin acı çektiğini görünce sevecen ve merhametli oluruz. Onu dinler, çözüm öneririz. Sabırlı, anlayışlı davranır, yardımcı olmaya çalışırız.
Öfkeli, yargılayıcı ya da kızgın davranmaktan kaçınırız. Kendini sevmek işte bunları kendimiz üzerinde uygulamak anlamına geliyor.
Özeleştirinin kökenleri
Eğer kendini sevmek bu kadar faydalıysa uygulamak niçin bu kadar zor olsun? Austin Texas Üniversitesi Eğitsel Psikoloji Profesörü Kristen Nef, özeleştirinin biyolojik bir bileşeni olduğunu söylüyor. Bizdeki ‘savaş ya da kaç’ tepkisinin normal olarak herhangi bir tehlikeyle karşılaştığımızda tetiklendiğini ama hata yaptığımızda da ortaya çıkabildiğini iddia ediyor: “Doğal eğilimimiz hoşumuza gitmeyen bir şey olduğunda saldırıya geçmektir. Sorundan kurtulmak için kendimize
saldırırız. Bu sonuçta amaca ulaşma açısından zararlıdır, çünkü özeleştiriyi ileri seviyelere götürenler kendine değer vermeyi ve kendine güvenmeyi de yitirmeye başlarlar ve bu da onları başarılı olabileceklerini düşünmekten bile
alıkoyar. Diyabeti kapsayan stigmada bunun ağırlığı bir hayli fazladır. Diyabet irsi nedenler dahil birçok faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıkan karmaşık bir hastalıktır. Aynen sizin gibi diyabetle başa çıkmaya çalışan, milyonlarca
insanın oluşturduğu çok büyük bir topluluğun parçasısınız ve her bir bireyin kendi sorunları var. Kan şekeriniz kaotik bir hal aldığı için ya da kilo veremediğiniz için ne sizde bir tuhalık var ne de hata. Sorunlarımızın olmaması gerektiğini
hissetmek gibi mantıksız bir eğilim var. Her nedense bizim dışımızda herkesin normal bir yaşantısı olduğuna inanmak istiyoruz.” Yaşamınızdaki sorumluluklarınızla karşı karşıyayken kendini sevmek bencillik gibi görünebilir. Uzmanlar
ise bunun tam tersini iddia ediyorlar. Kendini sevmek kendinize değer vermenize yardımcı olur, böylece başkalarına da rahatça değer verebilecek durumda olursunuz. Bu uçuş öncesinde yolculara önce kendi oksijen maskelerini takıp sonra diğer yolculara yardımcı olmaları gerektiğinin anımsatılması gibi bir şeydir, önemli olan hayatta kalmak.
Kendi kendinizinarkadaşı olun
Unutmayın; teşvik etme, cesaretlendirme, destek olma ve nazik davranma karşınızdakini acımasızca eleştirmekten çok daha etkili motivasyonlardır. Fiziksel ve ruhsal sağlığınızı geliştirip, terbiye edecek özünüze yönelik eylemlerde bulunun. Bunun için bazı örnekler verecek olursak:
• Fastfood yerine evde pişirilmiş, sağlığa yararlı yemekler yiyin. Sevgiyle ve özenle yapılmış yemekler her anlamda sizin için daha iyidir.
• Düzenli olarak öğlen yürüyüşü yapın. Kalkın, vücudunuzu esnetin, rahatlayın, bakış açınızı tazeleyin ve etrafınızdaki
dünyanın güzelliklerinin farkına varın.
• Günlük tutun. Bazen en negatif düşünceyi bile yazmak onun şiddetini azaltır.
• Size gerçekten destek olan arkadaşlarınızla zaman geçirin. Arkadaşlar dünyayı daha güzelleştirirler çünkü onlarla
zaman geçirdiğinizde gençleştirip, canlandırırlar.
• Sizin kendinizi kötü ya da halsiz hissetmenize neden olan internette sörf yapmak, abur cubur yemek, enerjinizi emip,
size kendinizi mutsuz hissettiren insanlarla zaman geçirmek gibi şeyleri yaşamınızdan çıkarın.
• Meditasyon yapın. Buna sakin bir yerde, rahat bir şekilde oturarak başlayabilirsiniz, sabah ya da akşam saatleri bunun için en uygundur. Oturduğunuz birkaç dakika boyunca kendi nefesinizden başka hiçbir şeyle ilgilenmeyin. Bunu bir hafta
deneyin, değişiklikleri kendiniz de fark edeceksiniz.

Leave a Reply